Lenfoma

Hodgkin Dışı Lenfoma (HDL)

Lenfoma nedir? Lenfoma belirtileri nelerdir? Lenfoma tedavi süreçleri nasıl ilerler?
Hodgkin Dışı Lenfoma (HDL) nedir? Hodgkin Dışı Lenfoma (HDL) belirtileri ve tedavi yöntemleri nelerdir?

Lenf sistemi kanseri olan Hodgkin Dışı Lenfomada kötü huylu lenfoid hücreler kan ve lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun farklı kısımlarına yayılabilir.

Hodgkin Dışı Lenfomanın görülem sıklığı ve nedeni bilinmemekle birlikte son yıllarda artış göstermektedir. Hastalık lenf bezleri, dalak gibi lenf sisteminin başlıca doku ve organlarında ortaya çıkabileceği gibi mide, bağırsak, sinir sistemi, meme, tiroit gibi organlarda da başlayabilir. Hodgkin Dışı Lenfoma hem erişkinlerde hem de çocuklarda görülebilir.

Lenfositlerin tiplerine göre; B hücreli Hodgkin Dışı Lenfomalar (en sık bu alt grup görülmektedir) ve T hücreli HDL’lar olarak alt gruplara ayrılırlar. Bunun yanı sıra pek çok kritere göre de alt tiplere ayrılırlar. Hodgkin Dışı Lenfomanın tiplere göre tedavi yaklaşımları da farklıdır.

Hodgkin Dışı Lenfoma Nedenleri ve Risk Faktörleri
Hodgkin Dışı Lenfomaya ait bir risk faktörü taşıyor olmak mutlaka bu kanser tipi ile karşılaşılacağı anlamına gelmez. Aynı şekilde herhangi bir risk faktörü taşımamak da Hodgkin Dışı Lenfoma ile karşılaşılmayacağı şeklinde yorumlanmamalıdır.

Çoğunlukla görülen risk faktörleri ise şöyledir;
• Hastalık her yaşta görülebilse de yaşlılıkta ortaya çıkma ihtimali daha fazladır.
• Beyaz ırkta ve erkeklerde daha sık görülmektedir.
• Doğumsal bağışıklık sistemi hastalıklarından birinin mevcudiyeti örneğin; hipogammaglobulinemi, Wiskott Aldrich sendromu gibi hastalıklar, romatoid artrit, psöriazis, Sjögren sendromu gibi otoimmun bazı hastalıklar.
• HIV(insan immun yetmezlik virüsü) ile meydana gelen AIDS hastalığının varlığı.
• Hepatit C virüsü, HTLV Tip I virüsü ve Epstein Barr virüsü ile olan enfeksiyonlara sahip olmak.
• Mide ülserine de neden olabilen H. Pylori bakterisi ile enfeksiyon varlığı.
• Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanılıyor olması, organ nakli olmak.
• Tarım ve böcek ilaçlarına maruz kalmak.
• Yüksek oranda protein ve yağ içeren bir beslenme şekline sahip olmak.
• Geçmişte Hodgkin Lenfoma tedavisi görmüş olmak.

Ayrıca risk faktörü olabilecek (saç boyaları gibi) pek çok kimyasal maddelerle ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Hodgkin Dışı Lenfoma Belirtileri Nelerdir?
Hodgkin Dışı Lenfomanın belirtilerinden bir ya da birden fazlasının uzun süre görülmesi halinde en kısa zamanda uzman bir hekime danışılmalıdır.

Hodgkin Dışı Lenfomada sıklıkla görülen hastalık belirtileri şöyledir;
• Boyun, koltuk altı veya kasıkta şişmiş, ağrısız lenf bezleri.
• Açıklanamayan kilo kaybı.
• Sebebi anlaşılamayan ateş.
• Gece terlemeleri.
• Öksürük, solunum zorluğu veya göğüs ağrısı.
• Aşırı halsizlik ve yorgunluk.
• Göğüs kafesinde veya karında ağrı, karında şişlik veya dolgunluk hissi.
• Kemiklerde ağrı.
• Sebebi açıklanamayan kilo kaybı.
• Deri döküntüleri ve/veya kaşıntı.

Ancak bu bulguların Hodgkin Dışı Lenfomada olabildiği gibi birçok başka hastalıkta da bulunabileceği unutulmamalıdır. Çoğunlukla bu semptomlar kansere bağlı olmayabilir. Enfeksiyonlar veya diğer sağlık problemleri de bu semptomlara neden olabilir. Bu nedenle bu belirtilerin fark edilmesi ve uzun süre devam etmesi sonucunda hekim kontrolü tavsiye edilir.

Hodgkin Dışı Lenfomada Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Hodgkin Dışı Lenfomada hastalığın varlığını araştırmak, tedavi seçeneklerini belirleyebilmek için pek çok tanı yönteminden yararlanılır. Bu tanı yöntemleri sırasıyla şöyledir;

Anamnez (hastalık öyküsü) ve fizik muayene: Hastanın geçmişteki hastalıkları ve tedavileri sorgulanır, mevcut hastalığına bağlı olabilecek bulguları araştırılır. En belirgin bulgular olarak lenf bezi, dalak ve karaciğer büyümeleri saptanır.

Tam kan sayımı ve biyokimyasal tetkikler: Beyaz kan hücreleri (lökosit), kırmızı kan hücreleri(eritrosit), trombosit sayısı, hemoglobin miktarı ölçülür. Kan LDH (laktatdehidrojenaz enzimi) seviyesi özellikle bu hastalıkta yüksek bulunabilir.

Periferik (çevresel) kan yayması: Kan hücrelerinin çeşitleri, bunların birbirlerine oranları, yaklaşık olarak sayıları, hücrelerin şekillerindeki değişiklikler ve eğer çevre kanına anormal hücreler çıkmışsa bu yöntemle saptanır. Bazı Hodgkin Dışı Lenfomalarda çevre kanına çıkmış olan lenfoma hücreleri görülebilir, yüzde olarak oranları belirlenir.

Lenf düğümü veya doku biyopsileri: Hodgkin Dışı Lenfomada kesin tanı için biyopsi şarttır. HDL’da genellikle lenf düğümlerinde büyüme olduğu için, belli bölgelerde belli büyüklüklere erişmiş lenf düğümlerinden ince veya kalın iğne ile veya lenf düğümünün bir kısmının veya tamamının çıkarılması ile lenf düğümü biyopsisi yapılabilir. Karın veya göğüs boşluğu içinde yerleşmiş olan lenf düğümlerinden de laparoskopi, laparatomi, mediastinoskopi gibi yöntemlerle ulaşılarak biyopsi alınabilir. İnce iğne ile yeterli örnek alınamadığı ve teşhis genellikle konulamadığı için en uygun yöntem lenf düğümünün tamamen çıkartılmasıdır.

Kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi: Hasta bölgesel (lokal) veya genel anestezi altında uyuşturulduktan sonra kalça kemiğine özel biyopsi iğnesi yardımıyla girilir ve küçük bir örnek alınır. Kemik iliği aspirasyon ve biyopsi numuneleri hematolog ve patolog tarafından mikroskop altında incelenir. Ayrıca kromozom anormalliklerinin saptanması için aspirasyon örneğinden çeşitli kromozom inceleme testleri istenir. HDL’nin bir çok tipinde kemik iliği tutulumu olup olmadığının saptanması önemlidir. Bazı durumlarda hastalık teşhisi ama mutlaka hastalık evresini belirlemek için kemik iliği biyopsisi yapılması gereklidir.

İmmunhistokimyasal tetkikler: Kanserli dokunun içerdiği bazı belirleyici maddeleri ortaya çıkarmak için onlara bağlanan ve tespit edilmesini sağlayan özel boyalardan yararlanılarak yapılan tetkiklerdir. Bunlardan yararlanılarak lenfomanın tanısı ve alt tiplerinin tayini yapılabilir.

Lomber ponksiyon: Bir iğne yardımıyla bel omurları arasından girilip, beyin omurilik sıvısı alınarak lenfoma hücreleri aranabilir.

Sitogenetik analiz: Kandan veya kemik iliğinden alınan hücrelerin mikroskop altında incelenerek bazı kromozom değişikliklerinin saptanması mümkün olabilir. Ayrıca klasik kromozom incelenmesi testlerinin yanı sıra FISH ( floresan in situ hibridizasyon) yöntemi gibi bazı floresan boyaların kullanılarak kromozomlardaki anormalliklerin saptandığı hassas moleküler sitogenetik testlerden de yararlanılabilir. Polymerase chaine reaction (PCR) testlerinde ise bazı kimyasal maddeler kullanılarak genlerdeki yapısal değişiklikler saptanabilir.

Hodgkin Lenfoma Belirtileri

Hodgkin Lenfomanın en büyük belirtisi %90 olguda çevresel lenf düğümlerinde oluşan büyümedir.

Sıklıkla görülen diğer Hodgkin Lenfoma belirtileri ise şöyledir;
• Boyun, koltuk altı veya kasıkta büyümüş, ağrısız, lastik kıvamında lenf düğümleri,
• Alkolün etkilerine daha duyarlı hale gelmek veya alkol aldıktan sonra lenf düğümlerinde ağrı olması,
• Sebebi anlaşılamayan ateş,
• Gece terlemeleri,
• Öksürük, solunum zorluğu veya göğüs ağrısı,
• Aşırı halsizlik ve yorgunluk
• Sebebi açıklanamayan kilo kaybı,
• Vücutta kaşıntı.

Ancak bu bulguların Hodgkin Lenfoma’da olabildiği gibi pek çok farklı hastalıkta da bulunabileceği unutulmamalıdır. Çoğunlukla bu belirtiler kansere bağlı değildir. Enfeksiyonlar veya diğer sağlık problemleri de bu semptomlara neden olabilir. Bu belirtiler fark edildikten sonra ancak uzun süre kaybolmadığı taktirde uzamn bir hekime başvurulması önerilmektedir.

Hodgkin Dışı Lenfomanın Alt Tipleri Nelerdir?

Hodgkin Dışı Lenfoma bir takım özellikleri göz önüne alınarak pek çok alt tipe ayrılır;

HDL’nın agresif (hızlı seyreden) alt tipleri;
• Diffüz büyük B- hücreli lenfoma (en sık görülendir)
• Mantle hücreli lenfoma
• Burkitt lenfoma*
• Santral sinir sistemi lenfoması
• AIDS-ile ilişkili lenfoma*
• Anaplastik büyük hücreli lenfoma
• Erişkinin akut T-hücreli lenfoması
• Lenfoblastik lenfoma*
• Prekürsör B- ve T- hücreli lenfoma/ lösemi
• Burkitt lenfoma, AIDS ile ilişkili lenfoma ve lenfoblastik lenfoma çok agresif (çok hızlı seyreden) lenfomalardır ve tedavileri de farklıdır.

HDL’nın indolent (yavaş seyirli) alt tipleri;
• Foliküler lenfoma (bu grup içinde en fazla görülendir)
• Mukozayla ilişkili lenfoid doku lenfoması (Mucosa-Associated Lymphoid Tissue- MALT)
• Küçük hücreli lenfositik lenfoma/Kronik lenfositik lösemi (KLL)
• Lenfoplazmositik lenfoma and Waldenström Makroglobulinemisi
• Derinin T-hücreli Lenfoması (Mycosis Fungoides ve Sézary Sendromu)
• Nodal Marginal Zone B-hücreli lenfoma

Hodgkin Dışı Lenfoma Evreleri

Bir kanserin vücuttaki yaygınlığını tanımlamak için evre kelimesi kullanılır.
Lenfomalarda vücudun hangi bölgelerinde bulunup bulunmadığının saptanması önemlidir.

Bu amaçla;
Akciğer grafisi çekilir, göğüs kafesi ve akciğerler incelenir. Lomber ponksiyon yapılır. Bu beyin omurilik sıvısının incelenebilmesi amacıyla bel omurlarının arasından bir iğne ile girilerek örnek alınmasıdır. Böylelikle belirtiler de varsa hastalığın merkezi sinir sistemine ve omuriliğe yayılıp yayılmadığı anlaşılır.
Batın ultrasonografisi, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR), Pozitron emisyon tomografisi (PET) gibi teşhis yöntemleri ile hastalığın batın içinde veya diğer vücut bölgelerine yayılma dereceleri belirlenebilir. PET radyoaktif şeker içeren bir madde verilerek lenfomalı dokuların bu maddeyi daha fazla içine alması neticesi oluşan görüntünün çekildiği filmlerdir.

HDL’nin evresi hastalığın lenf nodlarında veya diğer organ ya da dokularda bulunmasına, hangi alanların tutulduğuna dayanılarak yapılmaktadır;

Evre I: Tek bir lenf bezi bölgesi tutulmuştur (boyun veya koltuk altı gibi). Lenfoma hücreleri lenf bezlerinde değilse, dokunun veya organın sadece bir bölümündedir.

Evre II: Diyaframın (göğüs boşluğunu karından ayıran ince kasın) üstündeki veya altındaki aynı taraflı en azından iki lenf bezi bölgesinde tutulum vardır. Veya lenfoma hücreleri bir organın tek bir kısmında ve o organa yakın olan lenf bezlerindedir. Diyaframın aynı tarafında olmak koşulu ile başka lenf bezleri bölgelerinde de lenfoma hücreleri bulunabilir.

Evre III: Diyaframın alt ve üstündeki lenf bezleri tutulmuştur. Ayrıca bu lenf bezi gruplarının yakınındaki bir dokunun veya organın bir kısmı da tutulmuş olabilir.

Evre IV: Lenf dokularının yanı sıra veya bunların dışında bir veya daha fazla organ ya da dokuda yaygın olarak bulunur ( karaciğer, kemik iliği, beyin omurilik sıvısı, akciğer gibi)

Ayrıca her evre A veya B olarak da ilaveten 2 alt gruba ayrılır;
• A: Kilo kaybı, gece terlemeleri veya ateş olmaması
• B: Kilo kaybı, gece terlemeleri veya ateş mevcudiyeti

Hodgkin Dışı Lenfoma Tedavisi

Çok sayıda alt tipi bulunan Hodgkin Dışı Lenfomalarda hastalığın alt tiplerine, evresine, hastanın yaşına ve genel durumuna (ilave hastalıkların bulunup bulunmamasına) göre seçilecek başlıca şu standart tedaviler uygulanabilir;

Kemoterapi: Hodgkin Dışı Lenfoma evrelerindeki kriterlere göre bir veya daha çok sayıda kemoterapi ilaçları ağızdan veya damardan uygulanabilir. Kemoterapi diğer tedavi seçenekleri ile birlikte de uygulanabilir. İlaçlar kanser hücrelerini öldürürken hızlı bölünen normal hücrelere de zarar verebilir.

Bunlar;
Kan hücreleri: Kemoterapi kandaki sağlıklı hücrelerin seviyesini düşürürse, enfeksiyonlar, morluklar ve kolay kanama görülmesi, çok halsizlik ve yorgunluk hissedilmesi mümkündür. Eğer seviyeleri düşükse vücutta yeni kan hücreleri üretimine yardımcı olan ilaçlar kullanılabilir.

Saç köklerindeki hücreler: Kemoterapi saç dökülmesine neden olabilir. Dökülen saçlar büyüyecektir ancak rengi ve yapısı biraz farklı olabilir.

Sindirim sistemini döşeyen hücreler: Kemoterapi iştahsızlık, bulantı ve kusma, ishal veya ağız ve dilde yaralara neden olabilir. Bu nedenle ağız bakımı çok önemlidir.

Bazı kemoterapi ilaçları kısırlığa sebep olabilir: Kemoterapi hem sperm hücrelerine hem over dediğimiz yumurtalığa zarar verebilir. Erkek hastalarda tedavi öncesi sperm dondurulması önerilebilir. Kadın hastalar içinse yumurta dondurulma işlemi yapılabilir ancak başarı oranı düşüktür.

Radyoterapi: Yüksek enerjili X ışınları ile kanser hücrelerinin öldürülmesi prensibi ile bazı hastalarda tek başına veya diğer tedavilere ilaveten uygulanır.
Radyasyon tedavisinin iki uygulanış yöntemi vardır.

Eksternal radyasyon: Yüksek enerjili X ışınları bir cihazla önceden yeri tespit edilen ve işaretlenen lenfoma hücrelerinin toplandığı vücut bölgesine odaklanarak verilir (hasta bölgenin ışınlanması). Sadece tedavi edilen alandaki kanserli hücreleri yok etmek maksatlıdır.

Sistemik radyasyon: Lenfomalı bazı kişilere tüm vücutta dolaşan radyoaktif madde enjekte edilmektedir. Radyoaktif madde lenfoma hücrelerini arayıp bulan monoklonal antikorlara bağlanmaktadır. Bu da normal hücrelere zarar vermeksizin hastalıklı hücrelere bağlanır ve onları yok eder.

Hedefe Yönelik Tedaviler: Normal hücreleri seçebilen, onlara zarar vermeksizin direkt olarak kanser hücrelerini yok etmeye yönelik geliştirilen bu tedaviler yan etkilerinin azlığı, uygulanma kolaylığı ve sağ kalım avantajları ile pek çok kanserde artık ilk seçenek haline gelmişlerdir. Bu tedavilerin kullanılmaya başlaması ile kanser tedavisinde çok başarılı sonuçlar alınmaktadır. Çok sayıda hedefe yönelik tedaviler ise henüz çalışma aşamalarındadır.

Bekleyip izlemek: bazı HDL alt tipleri için bu da bir seçenektir. Yavaş seyirli lenfomalar bazen yıllarca sessiz kalır ve belirti vermezler. Bu dönemde tedavi olmaları hastaya fayda sağlamaz. Beklenir ve izlenir. Takip edilen hastalarda hastalık ilerleyip hastaya zarar vermeye başladığında tedavi seçenekleri gündeme gelir.

Bu tedavilerin yanı sıra Hodgkin Dışı Lenfomada bazı özel durumlarda ve tedavi sonrası nüks ile karşılaşan hastalarda kök hücre nakli (kemik iliği nakli) destekli yüksek doz kemoterapi de düşünülür. Ayrıca aşı tedavileri gibi bir takım biyolojik tedavi yöntemleri de kullanılmaktadır. Bu tedavi yöntemleri vücudun savunma mekanizmalarını harekete geçirme amaçlı uygulanmaktadır.

Agresif (hızlı seyirli) HDL’larda kombine tedaviler ile %30-60 şifa elde edilebilir. Indolent (yavaş seyirli) formlarda tam şifa elde edilememesine rağmen hastalığın seyri genellikle iyidir, hastalar uzun yıllar yaşayabilir.

Hodgkin Dışı Lenfomada Kemik İliği Nakli (kök hücre nakli ) Kimlere ve Nasıl Yapılır?

Günümüzde kök hücre nakli denilen kemik iliği nakli öncesinde hastaya lenfoma hücrelerin öldürülmesi amacıyla yüksek doz kemoterapi ve/veya radyoterapi verilir.

Bu sırada normal hücreler de zarar görür. Kemik iliğinin yeniden kan yapabilmesi için kök hücrelere ihtiyaç vardır. Bu kök hücreler ya hastanın kendisinden tedavi öncesi özel işlemlerle toplanır (otolog kemik iliği) ve dondurularak saklanır ya da doku uyumlu (HLA uygun) kardeşten veya akraba dışı vericilerden elde edilir (allojenik kemik iliği). Hodgkin Dışı Lenfomada kök hücreler anestezi yardımıyla kalça kemiğinden toplanabildiği gibi önce ilaçlar yardımıyla kemik iliğinden kana çıkmaları sağlandıktan sonra, aferez adı verilen özel aletler yardımıyla damardan da toplanabilmektedir. Yüksek dozda verilen kemoterapilerden bir müddet sonra kök hücreler hastaya damardan verilir ve yaklaşık dört hafta içinde hastanın kemik iliğinde sağlıklı kök hücreler üretilmeye başlar.

Allojenik ve otolog kök hücre naklinde yüksek doz kemoterapi veya radyoterapi verilebildiği için lenfoma hücrelerinin tamamen yok edilmesi amaçlanır. Ayrıca allojenik kök hücre naklinde ilaveten vericinin bağışıklık hücrelerinin lenfoma hücrelerini tanıyarak öldürme etkisi vardır. Bu etki allojenik kemik iliği naklinin otolog kemik iliği naklinden daha etkili olmasını sağlar. Ancak bu etkinin normal hücreler üzerindeki yan etkileri de fazladır. Daha çok cilt ve sindirim sisteminde özellikle de bağırsak ve karaciğerde vericinin hücrelerinin alıcının hücreleri ile savaştığı GVHD (graft versus host hastalığı) denen önemli hastalık tablosu oluşabilir. Bu ve kök hücre naklinin diğer yan etkileri bir takım tedavilerle kontrol altına alınmaya çalışılırsa da hastanın hayatını tehdit eder boyuttadır ve hatta hasta kaybedilebilir. Bu nedenle allojenik kök hücre nakli her hastaya ilk seçenek olarak önerilmez.

Daha önce tedavi olmuş iyileşmiş ve daha sonra hastalığı nüks etmiş agresif (hızlı seyreden) HDL’lı hastalardan uygun görülenlere, hastanın genel durumu uygunsa otolog kök hücre nakli destekli yüksek doz kemoterapiler yapılabilir. Allojenik nakil yan etkilerinin fazla olması nedeniyle ancak seçilmiş hasta gruplarında (otolog nakil sonrası erken nükseden veya tüm tedavilere dirençli olup da HLA doku grubu uygun vericisi olan hastalara) uygulanmaktadır.
Indolent (yavaş seyirli) HDL’larda özellikle genç ve genel durumu iyi hasta grubunda kök hücre nakilleri klinik çalışmalar dahilinde araştırma konusu olarak çalışılmaktadır.

Hodgkin Dışı Lenfoma Tedavisinde Beslenme ve Fiziksel Aktivite Nasıl Olmalı?

Hodgkin Lenfomada evrelerinin yanı sıra bazı özellikler ve değerler neticesinde de hastalığın iyi ya da kötü seyirli olabileceği anlaşılabilir.

Örneğin;
Hasta erkekse, 45 yaşından büyükse, Albümin değeri düşük(4 g’ın altında), Hemoglobin değeri düşük (10.5 gr/dL’nin altında), Lökosit sayısı artmış (15000/mm3’den fazla), Lenfosit sayısı azalmış (800/mm3’den az) ise kötü prognozlu (kötü seyirli), bu bulgular yoksa iyi gidişatlı grup olarak kabul edilir.
Hodgkin Lenfoma tedavisinde hastalığın alt tipine, evresine, hastanın yaşına ve genel durumuna (ilave hastalıkların bulunup bulunmamasına) göre 3 farklı tip standart tedavi uygulanabilir.

Kemoterapi: Hodgkin Lenfoma tedavisinde kemoterapi tedavisi sırasında genellikle birden fazla ilaç aynı anda uygulanır. İlaçlar çoğunlukla damardan (intravenöz) verilir, az bir kısmı ağızdan alınabilir. Kemoterapi tedavileri döngüler (kürler, sikluslar) halinde verilmektedir. Tedavi döneminin ardından kısa bir dinlenme dönemi olur. Tedavi döngülerinin sayısı hastalığın evresine ve hastanın iyi veya kötü risk grubunda olmasına göre değişir.

Tedavi genellikle hastaneye yatış gerektirmeden kemoterapi uygulama yetkisine sahip bir merkezde uygulanabilir. Nadiren bazı hastalar için yatış gerekebilir. Yan etkiler temel olarak hangi ilaçların ne kadar verildiğine bağlıdır. İlaçlar kanser hücrelerini öldürürken hızlı bölünen normal hücrelere de zarar verebilir. Bunlar kan hücreleri, saç köklerindeki hücreler veya sindirim sistemini döşeyen hücrelerdir.

Kemoterapi sağlıklı hücrelerin seviyesini düşürmeye başladığında, enfeksiyonlar, morluklar ve kolay kanamalar görülebilir ve halsizlik , yorgunluk hissedilebilir. Eğer hücre seviyeleri düşmeye başladıysa vücudun yeni kan hücreleri üretmesine yardımcı olan ilaçlar kullanılabilir.
Kemoterapi saç dökülmesine neden olabilir. Dökülen saçlar yeninden uzayacaktır ancak rengi ve yapısı biraz farklı olabilir. Kemoterapi tedavisi sırasında iştahsızlık, bulantı ve kusma, ishal, ağız ve dilde yaralar olabilir. Bu nedenle ağız bakımı çok önemlidir.

Bazı kemoterapi ilaçları kısırlığa sebep olabilir; Kemoterapi hem sperm hücrelerine hem over dediğimiz yumurtalığa zarar verebilir. Erkek hastalarda tedavi öncesi sperm dondurulması önerilebilir. Kadın hastalar içinse yumurta dondurulma işleminde başarı oranı düşük olsa da denenmesi önerilir.

Hodgkin lenfoma tedavisinden aylar veya yıllar sonra; akut lösemiler, Hodgkin dışı lenfomalar, kemik, baş boyun, akciğer ve tiroit kanserleri gibi bazı kanserler, ayrıca kalp, tiroit ve akciğer hastalıkları, kemiğin avasküler nekrozları, zona, depresyon, kısırlık gibi durumların gelişme riski yüksektir.
Hodgkin Lenfoma tedavisinde hastalar hastalığın evresine, tutulan alanın büyüklüğüne göre kemoterapi, radyasyon tedavisi veya her iki yöntem kullanılarak da tedavi edilebilirler.

Radyoterapi: Yüksek enerjili X ışınları ile kanser hücrelerinin öldürülmesi prensibi ile Hodgkin Lenfomalı bazı hastalarda tek başına veya diğer tedavilere ilaveten radyoterapi uygulanabilir.

Radyoterapide yüksek enerjili X ışınları, bir cihaz yardımı ile önceden yeri tespit edilen ve işaretlenen lenfoma hücrelerinin toplandığı vücut bölgesine odaklanarak verilir (hasta bölgenin ışınlanması). Sadece işaretlenen alandaki kanserli hücreleri yok etmek radyoterapinin en belirgin özelliğidir.

Radyasyon tedavisinin yan etkileri radyasyon dozuna ve tedavi edilen vücut bölgesine göre değişir. Örnek olarak karna uygulanan radyasyon bulantı, kusma ve ishale neden olabilir. Göğüs kafesi veya boyun ışınlandığında boğazda kuruluk, ağrı ve yutma güçlüğü oluşabilir. Ayrıca radyoterapi ile tedavi edilen bölgedeki cilt kırmızı, kuru ve duyarlı hale gelebilir. Tedavi edilen bölgedeki kıllar dökülebilir. Tedavi ilerledikçe halsizlik yorgunluk hissi oluşabilir.

Hodgkin Lenfomada radyasyon tedavisinin yan etkileri sıkıntı verici olabilmelerine rağmen, genellikle tedavi edilebilir veya kontrol altına alınabilir. Yan etkiler çoğunlukla geçici olsa da ileride başka kanserlerin gelişmesi riskini arttırması, göğüs kafesine yönelik verilen radyasyon tedavisinin kalp hastalığı veya akciğer hasarına neden olabilmesi, ışınlanan bölge kasık ise kısırlık gelişmesi gibi bu tedavinin uzun süreli yan etkileri unutulmamalıdır. Hodgkin Lenfomalı hasta genç ise ve çocuk sahibi olmayı istiyorsa kasık bölgelerinin ışınlanmalarından önce erkekte sperm kadında yumurta veya evli çiftlerde en uygunu embriyo dondurularak saklanması tedavi öncesinde planlanabilir.

Kök hücre destekli yüksek doz kemoterapi (Kök hücre nakli): Hodgkin Lenfoma tedavisinde düşünülebilecek bir diğer yöntem ise kemoterapi ve radyo terapi sonrasında uygulanabilecek kök hücre naklidir. Kemoterapi ve radyoterapi sonrasında bazı hücreler zarar görebilir. Kemik iliğinin yeniden kan yapabilmesi için kök hücrelere ihtiyaç vardır. Bu kök hücreler ya hastanın kendisinden tedavi öncesi özel işlemlerle toplanır (otolog kemik iliği) ve dondurularak saklanır ya da doku uyumlu (HLA uygun) kardeşten veya akraba dışı vericilerden elde edilir (allojenik kemik iliği) ve yüksek doz kemoterapi verilmesini takiben hastaya verilir.

Klasik tip Hodgkin Lenfomada tedavisi sonrasında 12 aydan önce hastalığın tekrarladığı hastalarda veya ilk seçim tedaviye dirençli hastalarda hastanın genel durumu uygunsa otolog kök hücre destekli yüksek doz kemoterapi yaklaşımı uygulanır.

12 aydan sonra nüks eden olgularda ise ilk yapılan tedavinin tekrarı ya da otolog kök hücre destekli yüksek doz kemoterapi uygulanır. Yan etkilerinin fazla olması nedeniyle allojenik nakil bu hastalarda ilk seçenek değildir. İkinci ya da daha sonraki nükslerde standart tedavi yaklaşımı yoktur. Uygun donörü bulunan hastalarda allojenik kök hücre nakli düşünülebilir.

Hodgkin Dışı Lenfoma Tedavisi Sonrası Hastanın Takibi

Hodgkin Dışı Lenfoma tedavisinden sonra belirli aralıklarla takip gerekir. Hastalığın hiç bir belirti olmaksızın nüks etme ihtimali vardır. Hodgkin Dışı Lenfomanın tekrar etmesi durumunda bunun zamanında tespit edilmesi ve tedaviye bağlı oluşabilecek uzun vadedeki yan etkilerin takibi açısından hastanın izlenmesi önemlidir.

Kontrollerde fizik muayene yapılır, kan testleri, gerekirse görüntüleme yöntemleri istenebilir. Boyuna radyoterapi alan olgularda tiroit işlev testlerinin izlemi önerilir. Uzun dönem komplikasyonlar açısından kalp ve akciğer fonksiyonları değerlendirilmelidir. Uzun dönemde gelişebilecek ikincil kanser riski nedeniyle kanser taramaları yapılabilir.

Lösemi Lenfoma Miyelom Hastaları ve Araştırma Eğitim Birliği Derneği (LLMBİR)
https://www.losemilenfomamiyelom.org/

Kaynaklar:

Kaushansky K, Lichtman MA, Beutler E, Kipps TJ, Prchal J, Seligsohn U. Williams Hematology. 8th ed. New York, NY: McGraw-Hill Professional; 2010:chap 98,100-106.

Swerdlow S., Campo E., Lee Haris N., Jaffe E.S., Pileri S., Stein H., Thiele J., Vardiman J.W., WHO classification of tumors of hematopoetic and lymphoid tissues 2008.

Greer j., Foerster j., Rodgers G., Paraskevas F., Glader B., Arber D.A., Means R., Wintrobe’s Clinical Hematology 2009.

Hoffman R., Benz E.J., Shattil S.J., Furie B., Silberstein L.E., McGlave P., Heslop H., Hematology Basic Principles and Practice 2009.

Türk Hematoloji Derneği
www.thd.org.tr

National Cancer Institute
www.cancer.gov

Leukemia & Lymphoma Society
www.lls.org

European LeukemiaNet
www.leukemia-net.org

American Cancer Society
www.cancer.org